9 Aralık 2020
St : 03: 40
Kocaeli
Boşluktaki bir sarkaç gibi sallanıyorum.
İçimdeki can ölmeye koşuyor...
Tükettiğim nefesler teker teker ciğerlerimi patlatıyor.
"Yorgun musun,
üzgün müsün ,
canım çok mu yanıyor ?"
Bana sorulacak en yerinde sorulardı.
Evet , diye bağıran bir stadyum dolusu ses duydum içimde.
Çok yorgundum çok.
Yorgunluğum Tanrı kadardı...
Gönlümün huzurlu bir buruluk içinde olduğu zamanlardı. Bu zamanlar .
Senden giderek uzaklaşmanın bir sancısı sarmaya başlamıştı beni.
Ve öyle masalsı sevgilim..
Beni anlayamamışlığın beni kahrediyor...
Her gün gözlerinin içine avuç dolusu göz yaşı bırakıyorum sevgili..
Ben artık uyumak istiyorum Tanrım kaygısız ve telaşsızca.
Beklemeye değecek bir hayat değil bu tanrım.
Ruhuma hüzünlü şarkılar dinletiyorum uzun zamandır. Eskidim..
Eksik hissetmekten yorulduğumu unutmak için çeşitli kitaplar okudum.
Bilmediğim dilde kulağıma hoş gelen tüm şarkıları dinliyorum bugünlerde.
Insanların ahmak söylemlerine göğüs geremiyorum .
Çokça düşünüyorum çokça. Bu beni öldürecek..
Sevilmeyi hiç tatmamış bir çocuğun hayat hikayesi beni çok üzüyor...
Yıpranmış bedenler beni çok üzüyor.
Gürültüler, kavgalar ve dini olguların her şeyde lanse edilmesi beni çokça yıpratıyor..
Farkettimde yağmur yağınca,
Kar yağınca,
Güneş doğunca ,
Yıldız kayınca bile
Sevinemiyorum..
Hafızamda çatık kaşlı biri olarak yaşamak istemezdim.
Hafızama güvenebilseydim harabeler içinde kaleler inşa edebilirdim.
Ben her şeye veda etmeye hazırım...
Hoş geldin hoş gideceksin güneşin batışı Rozerin..