HASAR KAYITLARI. KOCAELI
ST:23;57
Acıya alışınca insan...
Acıdan tek bir şey dileyebillirmiş ,durmasını...
Acı karşısında kahraman yokmuş ta..Acıya alışınca insan..
Bir kader türküsü dolanırmış diline,
Sanırım acıya alışıyorum..
Dilimde sadece acının nakaratı var baba.
geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne de vurmuyordu.
Aslına bakılırsa çok şey var da baba ,insan acının en şiddetlisini yaşayınca bilinmedik bir hal alıyormuş.
Mesela haykırmak isterken , suskunluğun içinde kendini defalarca öldürmek gibi bir şeyler yapabiliyormuş insan.
Ve acının nasıl durdurulacağı hakkında kendi kendime konuşmanın.
Böylelikle son verip bu döngüye
perdeleri örtüp tavanı seyretmeye başladım.
Sanırım artık hayal görmüyorum .
Gerçeğe benziyor bütün olanlar .
Ölüm yaşamdan daha küreseldi baba .
Benim hikayemin 30'uncu günü bugün..
14 Ekim 2021..
Ve ben acıya alışıyorum baba ..
Üşümeyin diye üzerinizi örten babanızın cenazesine katılmadan bu dünyayı anlayamazsınız ..
Ve benim anlatacaklarımı da..
Ve ben bu acıya alışıyorum..
Yıl, mevsim, ay ,gün ,saat bilmeden,
Uzunca yaz'ın ardından Eylül gelmişti.
Ağaçtan yapraklar hayattan insanlar düşüyormuş meğer..
Hüzün bir nokta idi gidişinle çoğalttın onu baba..
Yorgun bir ruh, hissiyatını kaybetmiş bir hüviyetle ancak böyle yaşar bundan sonra galiba baba.
Şimdi
Hangi yalancıdır ki
Sonbaharın sadece yaprak düşürdüğünü söyleyen..
Şimdi
Hangi yalancı ki
Sadece sonbaharda ağaçların yetim kaldığını yazan?
Hangi şair müspettesi ki o...
Bir evlât bir eş bir kardeş bir ana bir baba bir dost yetim kalmaz mıydı..
Neden yazılmıştı bunca sonbahar'a şiir.
Hiç birini hak etmiyor gözümde..
Şimdi bir ömür yaprağına hasret kalsın Son bahar..
Bir sabah ama bir sabah , göklerden " inna Lillahi ve inna ileyhi raciun" nidası yükseliyordu .
Kimdi bu misafirliğe gelen ?
Kimdi yaprak yerine babamı alıp giden?
Aklımın her ucrasını örümcek ağları sarmıştı.
Üçer beşer derken kafamın içinde birikmeye yüz tutmuş yüzlerce insan evimizin önündeydi.
Kafamın içinde yankılan seslere hiç bir tepki. veremiyordum baba.
Ben hiç bu kadar yer çekimine maruz kalmamıştım baba.
Dizlerim ilk kez bu kadar kırılmıştı bedenimin altında .
Ilk kez yürümeyi unutmuştum.
İçimde doruklara kadar ulaşan bir ağıt var şimdi
hangi toprağa ,
Hangi dağa
Hangi göğe
yakayım bu ağıtı?
Çığlık çığlığa dua ve ağıtlar yakıyor canımı..
Hangi toprak kabul edecek feryadımı..
Toprakların diyarına göç etmiş bir baba yatar altında ..
Artık hangi ölüm korkutabilir beni..