31 Temmuz 2019 Çarşamba
"Nasılda gece oldu yine ?
Bağıra bağıra akreple yelkovan.
Can mı çekişti 24 saat."
Öyle mi yaşadı insan ?
Hiç sanmam.
Neden mi yazıyorum ?
Çünkü başka çarem yok.
Eşlik etmek isteyenler , sessizce bağdaş kurup oturabilir yanıma.
Bugün yine uğramak istedim Derbent mezarlığına. Ayaklarımı sürüdüm .
Korktum biraz.
Tanımıyordum ki ben ,
bu mezarlıkları.
Kime dua edecektim.
Ya bir diğer mezar küserse bana.
Ondan nasıl esirgerdim dua.
Kimdim ki ben ,
kim ?
Durdum öylece orta yerinde mezarlığın.
Ellerimdeki kitapları bıraktım öylesi bir duvara. Başımı eğdim.
Yürüdüm.
Yavaşça elimi doğrultum semaya.
Rabbim ,
Ben kimim.
Kim olduğumu nerden geldiğimi bilmiyorum.
Nereye gidiyorum böyle.
Nereye kadar gideceğim.
Daha ne kadar neyin peşinde koşacağım.
Kim olmak için.
Daha ne yapacağım .
Ne kadar yolum kaldı.
Bilmiyorum.
Gazabından öyle korkuyorum ki
. Rahmetine sığınıyorum.
Kabirlere seni soruyorum bazen.
Anlatmıyorlarda.
Yüz çeviriyorum.
Bir iki dakika susuyoruz.
Galiba küsüyor oluyoruz.
Dayanamıyorum ,
başımı yaslıyorum mermere.
Sende küsersen Kim dinler beni ey kabir ...
Bak , farkımız yok diyorum.
Yine konuşmuyor benle.
Rabbim ,
Bende böyle kimsesiz mi kalırım,
Bir şehrin göbeğinde ?
Böyle çocuk seslerinden uzak araba egzozların ziyaret ettiği bir kabir mi olurum ?
Yoo yooo
Ölüm,
Ö _
Lüm _
iki hece,
Nasılda birleştiriyor iki dudağı, ö _ lüm ..
Nasıl toplanıyor , boğazda nefes .
Bilmiyorum.
Gözlerimi kapatıyorum.
Korkuyorum.
Duam dilimde titrekce öksüzce dökülüyor toprağa. Ağlıyorum.
Kim susturacak beni.
Ben şahit olmak istemiyorum.
Topraktan yaratılmışların taşlaşmış haline...
29 Temmuz 2019 Pazartesi
Gece yine dem duruyor sineme ,
ezanda okundu zaten.
Gün ağırdı.
Uyuyamam.
Ayaklarımı yerlerde sürüyerek yine aynayla buluşturuyorum dünden kalmış yüzümü.
Bir avuç su nede olsa beni ayıltacak ve günü bitirecek olan.
Gün bitiyor.
Uykulu ve düşünceli bir şekilde dershaneden çıkıyorum.
Ve koşar adım yeni taşındığım evime geliyorum. Ayakkabıyı çantayı kitapları savuruyor mutfağa kaçıyorum.
Hadi diyorum ben çok ama çok açıktım akşam yemeğini yiyelim .
Hazırlamaya koyuluyoruz bir yandan 2 saati felan buluyor .
Ben gidip geliyorum ocağa , elimde bir ekmek parçasıyla.
Birazcık ucundan bandırıp kaçıcam diyorum. Öyle de yapıyorum yani.
Sanki bir daha dünyaya mı gelicem.
Aslında mesele bu değil ya...
Her akşam elimizde tabaklarımızla o masaya oturduğumuzda yorgunluğumuzu bizden alan diyaloglarımız içimi ısıtıyor.
Bugün yemek nasıl?
_ fena değil yenecek vaziyette.
Hayır hayır öyle deme ben yiyorsam sıkıntı yok :) _Aaaa evet Selma yiyor ..
-Geçen yaptığım fırındaki yemek peki?
_ ıııı Senden beklemiyorduk ..
Kendisi şoklarda o an :)
Gülüyoruz.
Gülüşlerimize biraz esinti biraz hüzün, birazda İki üç gündür evin az ilerine arabasını alıp gelen kafası güzel insanların müzikleri eşlik ediyor.
Bende onlara uyuyorum .
Bazen geçip balkonun en dib köşesine şarkılarına eşlik ediyorum kendimce.
Neyseki bugün yeşil fasulyeyi ben doğradım. Bulaşıklar bana kalmadı.
Şimdi kızları bırakıp odama çekilsem ayıp eder miyim diyede kendimi sorgulamıyor değilim.
Ama çekilmeliyim odama.
Kavuşmalıyım günün sonunda yastığıma yorganıma ve pencereme.
Bir hamleyle odama kaçıyorum .
Kapıyı örtünce, Sinsi bir gülüş , :))))) işi becerdiğimi anlatıyor.
Ooooo ben geldim diyorum odama.
Ayaklarım yere basmadan uçuyorum yatağa.
Sağa sola dönüyorum sığamıyorum unutuyorum üçüncü yanı.
Gökyüzüne dalıyorum .
Yıldızları arıyor gözüm.
Yine sağa bakıyorum biliyor musun.?
Kimse demiyor yıldızlar orda değil...
Sen biliyorsun...
Neyse biz konumuza dönelim.
Kaç gündür bir fon müziği tutturmuş gidiyorum . Yine o şarkı çalıyor kulağımda.
Dayamışım kafamı duvara, izliyorum dağları.
Sonra aklıma bugün balkondan bakarken gördüğüm bisikletli çocuklar geliyor.
Bugün bir bisikletimin olmasını çok istedim.
Birde bir top.
Olsa ne iyi olurdu .
Canım çok sıkılmazdı.
Ne çok severdim çocukken .
Belki elma şekeri olsa ona bile kanarım.
Yürümek istedim sonra,
Vazgeçtim pek tekin değil gibi.
Sokak lambaları patlamış mı ne olmuş karanlık baya. Aslında konu buda değil.
Banane karanlıktan.
Banane her şeyden.
Banane anlıyor musun bana neeeeeee ..
Her şey kendimi duymamak için.
Her şey senden kaçmak için.
Her şey bir daha sevmemek için.
Her şey uyumak için.
Uyursam düşünemem..
Üzülmem.
Sevmem.
Ama ben uyuyamıyorum...
ezanda okundu zaten.
Gün ağırdı.
Uyuyamam.
Ayaklarımı yerlerde sürüyerek yine aynayla buluşturuyorum dünden kalmış yüzümü.
Bir avuç su nede olsa beni ayıltacak ve günü bitirecek olan.
Gün bitiyor.
Uykulu ve düşünceli bir şekilde dershaneden çıkıyorum.
Ve koşar adım yeni taşındığım evime geliyorum. Ayakkabıyı çantayı kitapları savuruyor mutfağa kaçıyorum.
Hadi diyorum ben çok ama çok açıktım akşam yemeğini yiyelim .
Hazırlamaya koyuluyoruz bir yandan 2 saati felan buluyor .
Ben gidip geliyorum ocağa , elimde bir ekmek parçasıyla.
Birazcık ucundan bandırıp kaçıcam diyorum. Öyle de yapıyorum yani.
Sanki bir daha dünyaya mı gelicem.
Aslında mesele bu değil ya...
Her akşam elimizde tabaklarımızla o masaya oturduğumuzda yorgunluğumuzu bizden alan diyaloglarımız içimi ısıtıyor.
Bugün yemek nasıl?
_ fena değil yenecek vaziyette.
Hayır hayır öyle deme ben yiyorsam sıkıntı yok :) _Aaaa evet Selma yiyor ..
-Geçen yaptığım fırındaki yemek peki?
_ ıııı Senden beklemiyorduk ..
Kendisi şoklarda o an :)
Gülüyoruz.
Gülüşlerimize biraz esinti biraz hüzün, birazda İki üç gündür evin az ilerine arabasını alıp gelen kafası güzel insanların müzikleri eşlik ediyor.
Bende onlara uyuyorum .
Bazen geçip balkonun en dib köşesine şarkılarına eşlik ediyorum kendimce.
Neyseki bugün yeşil fasulyeyi ben doğradım. Bulaşıklar bana kalmadı.
Şimdi kızları bırakıp odama çekilsem ayıp eder miyim diyede kendimi sorgulamıyor değilim.
Ama çekilmeliyim odama.
Kavuşmalıyım günün sonunda yastığıma yorganıma ve pencereme.
Bir hamleyle odama kaçıyorum .
Kapıyı örtünce, Sinsi bir gülüş , :))))) işi becerdiğimi anlatıyor.
Ooooo ben geldim diyorum odama.
Ayaklarım yere basmadan uçuyorum yatağa.
Sağa sola dönüyorum sığamıyorum unutuyorum üçüncü yanı.
Gökyüzüne dalıyorum .
Yıldızları arıyor gözüm.
Yine sağa bakıyorum biliyor musun.?
Kimse demiyor yıldızlar orda değil...
Sen biliyorsun...
Neyse biz konumuza dönelim.
Kaç gündür bir fon müziği tutturmuş gidiyorum . Yine o şarkı çalıyor kulağımda.
Dayamışım kafamı duvara, izliyorum dağları.
Sonra aklıma bugün balkondan bakarken gördüğüm bisikletli çocuklar geliyor.
Bugün bir bisikletimin olmasını çok istedim.
Birde bir top.
Olsa ne iyi olurdu .
Canım çok sıkılmazdı.
Ne çok severdim çocukken .
Belki elma şekeri olsa ona bile kanarım.
Yürümek istedim sonra,
Vazgeçtim pek tekin değil gibi.
Sokak lambaları patlamış mı ne olmuş karanlık baya. Aslında konu buda değil.
Banane karanlıktan.
Banane her şeyden.
Banane anlıyor musun bana neeeeeee ..
Her şey kendimi duymamak için.
Her şey senden kaçmak için.
Her şey bir daha sevmemek için.
Her şey uyumak için.
Uyursam düşünemem..
Üzülmem.
Sevmem.
Ama ben uyuyamıyorum...
20 Temmuz 2019 Cumartesi
21 yıl olmuş artık.
İnanabilir miyim artık insanlara vakti gelmiş midir bunca zaman sonra,
Şimdi açabilir miyim yasemin kokan sandığı
yoksa yine yanılır mıyım ?
Ya yanılırsam ...
İçimde koşan alaca At'ım , beni bırakır mı?
Bu nasıl gurbettir ya rab ?
Gözlerimi açtım öyle bir hengamenin içinde buldum ki kendimi.
Şaştım.
Bizi bir at sırtına verdiler.
Daha 6 yaşındaydım ömer 5.
"Şimdi babanızı uçsuz bucaksız semalarda korkusuzca haykırarak bulun "dediler.
Biz her gün at nallarının gürültüsü içinde semalara yükselerek babamızı bulabilmek için kandırıldık.
Dağlara destursuz koştuk "babaaaaa" diye .
Ses veren olmadı.
Kandırıldık... insanlara küstük..
Atları evimiz belledik dağları sesimiz.
Boynumuzda bir fotoğraf .
Küheylân gibi koşturulduk at sırtında .
Düşe kalka büyüdük.
Ömer bugün asker.
"askerin babası gelsin " dediler ...
Büyük bir bozgun büyük bir hengame büyük bir sessizlik büyük bir yutkunuşun içinde biz yeniden vurgun yedik.
Atların sırtından bizi şimdi aldılar.
Şimdi dağlara seslenişimizi yazsınlar
Ben alaca At'ın bozgun kızı selma
Ben alaca atın hengame oğlu ömer
Biz dağların çocukları... Gurbet yedik.
15 Temmuz 2019 Pazartesi
Ben yenildim Rabbim.
Bir bir yaklaşırken sona
Her an biraz daha yaklaşırken sona gösterebileceğim ne bir yüzüm kaldı ne de kulluğum sana..
Yenildim.
Ben artık yenilmişliğin altında dilinde bir duası kalmış insanım...
Eğer olurda karşına huzur-u mahşerde yine yenilmiş gelirsem bana yardım et...
Sırtım yere geldikçe gözümü göğe dikiyorum.
Sana sesleniyorum ulu orta ,
Beni duyuyor musun ?
Yaramaz bir kul edasıyla seslenirken secdeden yüce arşına
Gerçekten "KULUM "dedin mi,
Gerçekten "kulum geldi "dedin mi
Bir kez olsun içim bunca acıyla yorulurken , beni andın mı meleklerine?
Bir kez olsun "kulum geldi "dedin mi?
Yenildim ben rabbim.
Eğer sesimi özletecek kadar uzak kaldıysam kapından , beni affet .
Sesime küserim.
Sana açılmayan avuçlarıma küserim.
Bana yardım et rabbim.
Dizginlenmeyen bir at sırtında
Bir sevdaya yenildim .
Bir insan uğruna yenildim...
Kalbim, neden bu kadar ağrıyor rabbim.
Peki iki de bir sinemdeki bu yangının adı..
Bir bir yaklaşırken sona
Her an biraz daha yaklaşırken sona gösterebileceğim ne bir yüzüm kaldı ne de kulluğum sana..
Yenildim.
Ben artık yenilmişliğin altında dilinde bir duası kalmış insanım...
Eğer olurda karşına huzur-u mahşerde yine yenilmiş gelirsem bana yardım et...
Sırtım yere geldikçe gözümü göğe dikiyorum.
Sana sesleniyorum ulu orta ,
Beni duyuyor musun ?
Yaramaz bir kul edasıyla seslenirken secdeden yüce arşına
Gerçekten "KULUM "dedin mi,
Gerçekten "kulum geldi "dedin mi
Bir kez olsun içim bunca acıyla yorulurken , beni andın mı meleklerine?
Bir kez olsun "kulum geldi "dedin mi?
Yenildim ben rabbim.
Eğer sesimi özletecek kadar uzak kaldıysam kapından , beni affet .
Sesime küserim.
Sana açılmayan avuçlarıma küserim.
Bana yardım et rabbim.
Dizginlenmeyen bir at sırtında
Bir sevdaya yenildim .
Bir insan uğruna yenildim...
Kalbim, neden bu kadar ağrıyor rabbim.
Peki iki de bir sinemdeki bu yangının adı..
13 Temmuz 2019 Cumartesi
Dağlar , insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır.. GEL
Yani ,
öyle yoruldum ki dünyayı tanımaktan ...
"İnsanlardan, önyargılardan, hızlı pürüzlü gürültülü diye adledilen konuşmalardan .."
Sürekli sarpa sapan zamandan..
Kıyıya vurmaktan...
Bu yüreğimdeki ince sızıdan.
Onu bu hale getiren insanlardan
Hem tadı tuzu kalmamış buraların
Ne vakit yeni bir yer keşfetsem onunla
Diğer gidişimde harabeye çevirmişler.
Hem kim kirletiyor böyle..
Şükür ki henüz ulaşamıyor insan gökyüzüne.
Hep böyle miydi Gümüşler..
Yıldızların bağrı böyle sancılı mı
Hep böyle kapalı mı gökyüzün kapıları
Şehir öyle sakin öyle sessiz...
Gözlerimin yaşı bana böyle mi gizli kalır
Dertli dertsizi sulara daldırdım can değdi yaranmaz .
Sessizce hırpaladım yüreğimi ,
nedir dedim ?
Ne de olsa sevmeyecek.
Ne de olsa düşecektim ne de olsa ...
Düşe kalka ..
Düştüğüm yolda tökezlerken düşecektim düşe kalka...
Alıp gitmek istedim bir dağ başı yalnızlığında onu.
Korkusuzca..
Bilmem ki , Gelir miydi...
ahşap suratlardan kaçışın mümkün olduğu beton binalardan uzak yaşamanın mümkün olduğu kendi düşüncelerimden düşüncelerinden bile uzağa otomobillerden ve el freninden uzağa...
5 Temmuz 2019 Cuma
Nigde günlükleri 6/07/2019
Şehirler ve insanlar...
Yüksek kaldırımların,
cilası çizilmiş tozlu arabaların ,
çocuk seslerin yankılanmadığı ,
egzoz kokuların genzi yakan bir monotonluğun devam ettiği.
Yollarda ,
Cızırtılı bir valizin varlığı canımı sıkıyor.
Günü bitmiş bir cuma gecesi sonuçta .
Nerden bulurum 70 li yıllara ait bir plak ?
Nerden bulurum ford mustang 1967 model ?
Ah gitmek , sadece gitmek....
Gitmek işte başka ötesi yok ...
Hem birinin yalan söylediğini hissetmek kadar hiçbir şey tiksindirmedi beni bu hayatta..
Belkide,
az ilerde düşüncelerimi sağa çekerim ,
kim bilir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Gecelerin kokusu bir başka oluyor . Bu şehirde sokağa bir yankı, bulvarlara yalnızlık düşüyor. kandırılmış bir İsa gibi, çarmıha geri...
-
Dünya günlükleri Mavzer çığlığı Kocaeli st : 23:30, ...
-
"Zaman varken sev beni , bakarsın ölürüm belli mi olur ..."
-
Yaşım daha 24, 5 cenaze görmüşüm. Babamı gömmüşüm.. Kimsesizleşmişim. Yaşım daha 24, 5 kişi beklemişim. Umutlarımı yitirmişim. Yaşım daha ...