23 Şubat 2026 Pazartesi

 Bir Şarkı Bitene Kadar


Bir şeyin bittiği yeri insan anlıyor aslında.

Öyle büyük cümlelerle değil, çok normal bir anda.

Mesela bir şarkı dinlerken...

Çayın yavaş yavaş soğurken.

Fonda Suavi söylüyor Hasret Türküsü'nü.

İnsan o an anlıyor;

bazı duyguların sesi kısık çıkıyor.

Bağırmıyorlar,

kavga da etmiyorlar.

Sadece içinden çekiliyorlar hayatın.

Bir sandalyeyi usulca masadan çeker gibi.

Sonra fark ediyorsun;

canın acımıyor artık.

Bu daha garip.

Çünkü insan en çok acıyan yerinin yaşadığını sanıyor.

Şarkı devam ediyor, ben aynı yerde kalıyorum.

Odadaki her şey yerli yerinde ama ben kendime biraz uzağım.

Bardaktaki çay bitmiş, şarkı bitmek üzere, gece hiç acele etmiyor.

Ama sanki hepsi başka birine ait.

Bu oda, bu sessizlik, bu ben.

Işığı kapatıyorum...

karanlıkta şarkının sonu daha net duyuluyor.

Ve o an şunu fark ediyorum: İnsan en çok da alıştığı şeye yabancılaşıyor.




SUAVİ ------>HASRET TÜRKÜSÜ 

Kocaeli 

ST:01.28

24.02.2026...

12 Şubat 2026 Perşembe

 

Yazmak Senden Kalmış

                                                Kocaeli 13.02.2026..

       


Bugün annemin evinde geçmişin birikmiş kağıtlarını ayıklıyorduk.
Tozlu dosyalar, sararmış zarflar, yıllardır kimsenin açmadığı sayfalar..
Sonra bir zarfın içinden sen çıktın, Baba.
Askerde yazdığın sayfalar.Mürekkebi hafif solmuş ama duygusu yerinde.
El yazını görünce zaman ikiye bölündü.Bir yanım bugün, bir yanım geçmişte kaldı.
Ve ben,  elimdeki yazılarınla kalakaldım baba.
O satırlarda genç bir adam vardı.
Henüz baba olmamış.
Henüz yorulmamış.
Henüz kaybolmamış.
İçini yazmışsın.
Özlemini, sabrını, hayata tutunuşunu.
Ben seni hep güçlü bildim.Ama o kağıtlarda kırılgan bir tarafın vardı.Belki kimseye göstermediğin.
Okurken içimde ince bir sızı yayıldı.Çünkü o yazıda kendimi gördüm.
Ben de yazıyorum, Baba.Kimseye anlatamadıklarımı, içimde birikenleri…Susunca büyüyen duyguları.

Bugün anladım ki yazmak benim alışkanlığım değil, mirasım.

Sen askerde kağıda sığınmışsın..
Bende senin gibi sığındım kağıda..
Ama benim içimde bir şey yerinden oynadı.O günden sonra hiçbir şey tam yerine oturmadı.
İnsan bir babayı kaybedince çocukluğu da biraz eksiliyor galiba.
Bugün yazdıklarını okurken hem sana yaklaştım hem de yokluğun daha netleşti.
İyileşmek sandığım şey aslında alışmakmış.Acının sesini kısmak,ama onu tamamen susturamamak.
Sen artık satır arası boşluklarsın.Benim cümlelerimde dolaşan bir sessizliksin.

Belki de iyileşmek bir hatırlamaktır ,onu kalbinin içine yerleştirmeyi öğrenmektir.
Ben yazarken sana benziyorum.Bu hem canımı yakıyor hem de beni ayakta tutuyor.
Çünkü sen yoksun.Ama yazın var.
Ve ben yazdıkça o genç asker biraz daha yaşıyor.
Bugün bunu öğrendim ya seni yaşatmak için hep yazacağım....

9 Şubat 2026 Pazartesi

 

Herkese selam sana ise ; mavzer çıtırtıları..

"Ve yeniden gözlerimi kapatıp şu dünyanın debdebelerine rağmen  fısıldıyorum ..
Gecenin ıssızlığına,
Kalemimin bitmek üzere olan mürekkebine.
Ve  sana,
asıl söze varamıyorum

Bu bir anlatı değil; birikmiş bir çöküş.

Yıllar sonra kendimde eksik kalan ruhu yeniden bulduğum yerdeyim.
Buradan yazıyorum.
Ve belki de iyileşme,
benim için tam olarak buradan başlar.

Ne affetmek var burada ne de unutmak.
Sadece olduğum yerde duruyorum.
Gerisi hâlâ bende..
Sanki yağmurlu bir günde evden çıkmış ama asla kendi içimdeki yere bir daha dönemeyen biriyim..
Ayaklarım bedenimin yükünü taşıyamazken birde çamura batmış ayakkabılarımın yükünüde sırtladı.
Yol uzun ...
Kirpiklerim göğün tüm yağmurlarını taşıyor ...
Ve bu sarsıntı çok ağır...
Milim bile sapmadı..
Duyman bu kadar zor mu ?


Kocaeli ...

Saat: 1:20

10.02.2026......


  Gecelerin kokusu bir başka oluyor . Bu şehirde sokağa bir yankı, bulvarlara yalnızlık düşüyor.  kandırılmış bir İsa gibi, çarmıha geri...